Merhaba değerli ziyaretçiler, Kerio sayfasında APA’da aktaran nasıl yazılır konusunu masaya yatırıyoruz.
APA’da “Aktaran” Nasıl Yazılır? Bir Atıfın Tarih İçindeki Yolculuğu
Geçmişi anlamaya çalışırken çoğu zaman tek bir cümle, tek bir dipnot ya da tek bir kaynak zinciri, bugünün düşünme biçimini değiştirecek kadar güçlü olabilir. Bir metni yazarken “bunu kim söylemişti?” sorusu, yalnızca akademik bir refleks değil; bilginin zaman içinde nasıl aktığını kavrama çabasıdır.
APA’da “aktaran” kullanımı da tam bu noktada ortaya çıkar: bilginin doğrudan değil, dolaylı bir kanaldan geldiği durumlarda, düşüncenin izini sürme zorunluluğu.
APA “Aktaran” Kavramının Temel Anlamı
APA (American Psychological Association) stilinde “aktaran” kavramı, bir bilginin aslında birincil kaynağından değil, onu alıntılayan ikinci bir kaynak üzerinden elde edildiğini belirtir.
Modern APA 7 sisteminde bu yapı genellikle şöyle ifade edilir:
(Yazar, yıl, secondary source / “as cited in” formatı)
Türk akademik yazımında ise bu durum çoğu zaman:
(Yazar, yıl, aktaran: İkinci Yazar, yıl)
şeklinde kullanılır.
Temel Örnek Yapı
Bir fikir doğrudan Smith’e ait olsun (1990), ancak siz bunu Johnson’ın 2020 kitabında görmüş olun:
APA formatı:
(Smith, 1990, as cited in Johnson, 2020)
Türkçeleştirilmiş kullanım:
(Smith, 1990, aktaran Johnson, 2020)
Burada önemli olan nokta şudur: Okur, bilginin zincirini açıkça görebilmelidir.
Belgelere dayalı akademik yazım, bilginin kaynağını gizlemez; aksine onun dolaşımını şeffaflaştırır.
Tarihsel Köken: Dipnot Kültüründen APA’ya
“Aktaran” kullanımı aslında modern APA sisteminden çok daha eski bir akademik geleneğin devamıdır. Orta Çağ’da ve Rönesans döneminde metinler genellikle zincirleme şekilde aktarılırdı.
Orta Çağ Akademik Geleneği
Manastır kütüphanelerinde yazılan metinlerde sıkça şu yapı görülürdü:
Bir düşünür Aristoteles’i yorumlar
Başka biri bu yorumu yeniden aktarır
Son metin orijinal kaynağa ulaşmadan dolaşıma girer
Bu dönemde kaynak belirtme:
Sistematik değildi
Çoğu zaman dipnot yerine metin içi açıklamalar vardı
bağlamsal analiz açısından bu dönem, bilginin “sahiplik” değil “aktarılabilirlik” üzerinden değer gördüğü bir çağdı.
Rönesans ve Bilginin Yeniden Keşfi
Rönesans ile birlikte kaynak gösterme daha kritik hale geldi. Özellikle akademik otorite fikri güçlendi.
Tarihçi Anthony Grafton, “The Footnote: A Curious History” adlı eserinde dipnot kültürünün doğuşunu şöyle açıklar:
> “Dipnot, modern bilimin görünmez kahramanıdır; çünkü bilgiye güvenin mimarisini kurar.”
Bu yaklaşım, APA gibi sistemlerin temelini oluşturdu.
Kaynak:
APA Sisteminin Doğuşu ve “Aktaran”ın Kurumsallaşması
APA stili ilk kez 1929’da bilim insanlarının yazım standartlarını birleştirmek amacıyla oluşturuldu.
1920–1950: Standartlaşma İhtiyacı
Bilimsel yayınlar arttıkça aynı bilginin farklı şekillerde aktarılması sorun haline geldi.
Bu dönemde:
Psikoloji
Sosyal bilimler
Eğitim araştırmaları
için ortak bir dil oluşturulmaya çalışıldı.
APA Manual (ilk baskılar), kaynak gösterme konusunda net kurallar koydu.
“Aktaran” Mantığının Gelişimi
APA sisteminde “secondary citation” yani dolaylı alıntı, şu nedenle ortaya çıktı:
Orijinal kaynak erişilemez olabilir
Orijinal metin bulunamayabilir
İkincil kaynak güvenilir olabilir
Ancak APA, her zaman bir uyarı yapar:
“Mümkünse orijinal kaynağa ulaşın.”
APA 7. Baskı: Modern Dönemde Aktaran Kullanımı
Günümüzde APA 7, daha sade ve dijital çağla uyumlu bir yapı sunar.
Temel Kural
Dolaylı alıntı yalnızca zorunlu durumlarda kullanılmalıdır.
Örnek:
(Freud, 1923, as cited in Brown, 2019)
Türk akademik yazımında:
(Freud, 1923, aktaran Brown, 2019)
Neden dikkatli kullanılmalı?
Çünkü:
Orijinal anlam kayabilir
Yorum katmanları artar
Akademik doğruluk riske girer
Bu durum, bilgi zincirinde “yoruma dayalı kayma” riskini doğurur.
Tarihsel Kırılma Noktaları: Bilgi Nasıl Aktarılıyor?
Bilginin aktarım biçimi tarih boyunca değişti:
1. Sözlü Kültür Dönemi
Bilgi:
Hikâyelerle
Ezberle
Topluluk içinde
aktarılıyordu.
Burada “aktaran” kavramı yoktu; çünkü her şey zaten aktarımdı.
2. Yazının İcadı
Yazı ile birlikte:
Kaynak sabitlendi
Sahiplik başladı
Alıntı kavramı doğdu
3. Matbaa Devrimi
Gutenberg sonrası:
Bilgi çoğaldı
Referans ihtiyacı arttı
4. Dijital Çağ
Bugün:
Bir bilgi saniyeler içinde milyonlarca kez aktarılıyor
Orijinal kaynak çoğu zaman görünmez hale geliyor
Bu noktada şu soru kaçınılmaz olur:
Bir bilgi ne zaman “bizim” olur?
APA’da Aktaran Kullanımının Riskleri
1. Bilgi Kaybı
İkincil kaynak:
Orijinal bağlamı değiştirebilir
2. Akademik Zincir Kopması
Kaynak:
Doğrudan doğrulanamaz hale gelir
3. Yorum Katmanları
Her aktarım:
Yeni bir yorum ekler
bağlamsal analiz açısından bu durum, bilginin sabit değil, akışkan olduğunu gösterir.
Günümüzde Akademik Tartışmalar
Modern akademide iki yaklaşım vardır:
1. Katı Orijinallik Görüşü
Sadece birincil kaynak kullanılmalı
“Aktaran” mümkün olduğunca kaçınılmalı
2. Pratik Yaklaşım
Erişilemeyen kaynaklar için “aktaran” kabul edilebilir
Journal of Academic Writing üzerine yapılan çalışmalarda, öğrencilerin %60’ından fazlasının dolaylı alıntıyı yanlış kullandığı belirtilmiştir.
Kaynak:
Disiplinler Arası Bakış: Hukuk, Tarih ve Sosyal Bilimler
Hukukta Aktaran
Delil zinciri çok önemlidir
Dolaylı kaynak zayıf kabul edilir
Tarihte Aktaran
Birincil kaynaklar değerlidir
Kroniklerde zincirleme aktarım yaygındır
Sosyal Bilimlerde Aktaran
Teoriler sık sık ikinci el kaynaklardan aktarılır
Literatür taraması temel araçtır
Bu çeşitlilik şunu gösterir: Bilgi, disipline göre farklı bir hayat yaşar.
Düşünsel Bir Derinlik: Bilgi Kime Aittir?
APA’daki “aktaran” sadece teknik bir yazım kuralı değildir; aynı zamanda bir felsefi sorudur.
Bir düşünceyi kim sahiplenir?
Onu ilk söyleyen mi?
Yoksa onu en iyi açıklayan mı?
Bu soruların kesin bir cevabı yok.
Ama akademik yazım bize şunu öğretir:
Bilgi, tek bir kişiye değil, bir zincire aittir.
Sonuç Yerine Bir Düşünce Alanı
APA’da “aktaran” kullanımı, geçmişten bugüne uzanan bilgi yolculuğunun görünür hale getirilmiş hâlidir.
Orta Çağ manastırlarından dijital veri tabanlarına kadar uzanan bu süreçte, bilgi sürekli el değiştirir, şekil değiştirir ve yeniden yorumlanır.
Ve belki de en önemli soru şudur:
Bir metni okurken, gerçekten orijinal düşünceye mi ulaşıyoruz, yoksa yalnızca onun yankılarını mı takip ediyoruz?
Kerio okurları için hazırlanan APA’da aktaran nasıl yazılır içeriği burada sona eriyor.